İSTANBUL ÇENGELKÖY'DE YEŞİLPARK GAZİNOSU

İSTANBUL ÇENGELKÖY'DE YEŞİLPARK GAZİNOSU

Tarih 15 Kasım 2019, 12:37 YazdırBu haberi yazdır

HATIRLARSINIZ BİZİM BİR YEŞİL PARK GAZİNOMUZ VARDI.ORADA SAHNE ALAN BAKİ DİKMEN'İN ANILARINDAN DİNLEYELİM Mİ YEŞİL PARKIMIZI?
SELAM VE SAYGILAR EFENDİM..

İSTANBUL ÇENGELKÖY'DE YEŞİLPARK GAZİNOSU


HATIRLARSINIZ BİZİM BİR YEŞİL PARK GAZİNOMUZ VARDI.ORADA SAHNE ALAN BAKİ DİKMEN'İN ANILARINDAN DİNLEYELİM Mİ YEŞİL PARKIMIZI?

SELAM VE SAYGILAR EFENDİM..


Bu gazino, Çengelköy durağını Beykoz tarafına doğru biraz geçince, soldaydı. Sağ karşı tarafında bir benzinlik bulunuyordu.


Oraya varmadan önce Çınaraltı ile Çengelköy iskelesi vardı. Soldan soldan gidilince gazinoya varılırdı. Gazinodan bir önceki ev için "
Nesrin Sipahi'nin evi" derlerdi. Nesrin Sipahi, değişik sesli bir sanatçıydı. Evin arkası boğaza bakardı. Yeşilpark gazinosunun arkası da öyleydi.
Bir kaç basamaklı merdivenden inince gazinonun bahçesine gelinirdi. Bahçenin içinde sağda iki üç tane ağaç bulunuyordu.
Tam karşıda sahne vardı. Sahnenin iki yanı boştu. Boştu ama korunaklıydı. Arkasında yüksekçe bir beton duvar vardı. Onun da arkası boğazın yosun kokan sularıydı.
Merdivenden inmeden önce, sağda bir gişe vardı. Gazinoyu işleten kişi bir yandan sigara içer, bir yandan da bilet keserdi. Adı Turan'dı galiba.
Sanatçılar merdivenden inince sağdaki odada giyinirlerdi.
* *
Boştur düşüncesiyle soyunma odasına girdiğimde, içeride "İmamın Karısı"nı gördüm. Allah'tan uygunsuz durumda değildi:
- Kusura bakmayın, boş sandım.
Gülümsedi.
İmamın Karısı dedikleri kadın sanatçı, Yeşilpark' ta, ayrıca İstanbul'un değişik yerlerinde sahneye çıkardı. Neden imamın karısı dediklerini Bilgili'ye/Google'ye sorabilirsiniz.
Ondan başka Eyüp Uyanıkoğlu buranın şarkı söyleyen sanatçısıydı. Bildiğimiz şarkı söylerdi.
Sık sık değişen sanatçılar vardı.
Bir de Baki Dikmen vardı tabii.
* *
- Huzurlarınızda Çukurova Radyosu'nun yanık sesli sanatçısı Baki Dikmen!
Sunucu böyle sunmuştu beni.
- Abi, niye böyle dedin? Ben radyo sanatçısı değilim ki.
- Olsun. Senin onlardan neyin eksik?
* *
Yeşilpark'ta haftada üç gün sahneye çıkardım:
Çarşamba
Cumartesi
Pazar
Her çıkışta 125 Lira aldığımızı hatırlıyorum. Bu parayı saz arkadaşlarımla üleşirdik.
Bir gün, gündüz programını bitirmiş, az ilerideki İETT durağına varmıştım. Otobüs bekliyordum.
Sağ ötemde iki kadın aralarında konuşuyordu:
- Baki Dikmen, Çukurova radyosu sanatçısıymış.
Bak sen şu yalana! Nasıl da hızla yayılıyor!
* *
Sazcılarımın arasında değişmeyen kişiler baş bağlamam Ispartalı Alirıza ile kaşıkçım Nedret Sever' di.
Nedret Sever Cerrahpaşa'nın atölyesinde çalışırdı. Yaşar Önel ile birlikte elektrikçiydiler. Yaşları benden büyüktü ama arkadaştık.
Nedret Sever önceden indi çıktıda/asansörde çalışır, onların elektirik işine bakarmış.
Yaşar Önel'le birlikte çalıştığı bir sırada, indi çıktı boşluğuna düşmüş. Ölmemiş, topal kalmış. Yaşar Önel ona, "Topal" derdi.
Nedret Sever hem kaşık, hem de kaval çalardı. Bir de türkülerin sazla çalındığı kısımlarında, dizlerini kıra kıra bir yürüyüşü olurdu ki, bu yürüyüş seyircileri çok coştururdu.
* *
Bir gün türkü söylerken dinleyiciler beni bırakıp arkamızda bir şeyle ilgilenmeye başladılar.
Arkamız neresiydi?
Deniz.
Türkü söylemeyi kesip onlarla konuşmaya başladım. Meğer hemen arkamızdan geçen bir gemideki yolcuların şamatasına takılmışlar.
Gemi geçip gidince türkülerimize devam ettik.
* *
Türkülerim sona ermiş, dışarıda kaldırımda yürümek istemiştim. Yanımda başkaları da vardı. Bir kız yaklaştı:
- Yanınızda yürüyebilir miyim Baki Bey?
Baki Dikmen'le yürüdüm diyecek, arkadaşlarına anlatacaktı belki.
- Buyurun.
Birazcık yürüdük.
Tam o anda hızla bir oğlan geldi. Bana bir tokat vurdu, kaçtı gitti.
Şu işe bak be!
Tokat yemediğimiz kimse kalmadı derdine yandığımın dünyasında!
* *
Ne olur ne olmaz diye, Nedretler beni bir kayığa bindirdi. Kıyıdan kıyıdan Karadeniz yönüne doğru kürek çektiler. Ortalardaki akıntı yukarı gitmeye engeldi. Onun için kıyıdan gidiyorlardı.
Epeyce yukarı çıktık. Arnavutköy dengini biraz geçtikten sonra, karşıya doğru çektiler küreği. Bir süre akıntılarla boğuştuktan sonra, Arnavutköy' ün oralarda bir yerde karaya ulaştık. Beni indirdiler. Onlar geri döndü. Bense bir otobüse atlayıp evin yolunu tuttum.
* *
Ertesi günü tek başıma Çengel'e gittim. O kişiyle karşılaşmak için mahallede dolaştım. Karşılaşamadım.
Bizim Çengelli sazcılardan birisinin tanıdığıymış. O sormuş:
- Niye vurdun lan Baki Dikmen'e?
- Yahu, kusura bakmasın; sarhoştum. Kızı onun yanında görünce birden kıskandım.
Konu kapandı gitti.
Yediğim tokadın karşılığı, boğazı kayıkla geçmek olmuştu.

 

BAKİ DİKMEN

 

 

Aktaran Teoman Tezcan

 

 

 

Eklenen notlar ;

 

Hasan Pala İmamın karısı Sevtap Çetinkale, imam da Mustafa Taşova idi. 

 

Aydın Erol  Rahmetli Berkant sık sık Yeşilpark gazinosunda program yapardı. O zaman fazla şöhretli değildi..İsmet abi ve Fikretin işlettiği zaman mıydı, yoksa daha önce mi hatırlayamadım. Orhan Gencebay bile ünlü olmadan önce sanatçılara sazı ile eşlik ederdi. Gencebay ın bestelediği ”Deryada bir salım yok” türküsünü eşlik ettiği türkücüler muhakkak repertuarına alırdı ve Gencebaya övgüler yağdırırdı. Berkantı,Orhan Gencebay’ ı Vasfi Uçaroğlu ve Kamuran Akkor’u da ilave etmeyi unutmayın..

 

Mustafa Günsay Karşısında rahmetli Cemil bey & Eda hanımın benzinlikleri SHELL vardı daha sonra rahmetli Aydın bey işletmişti.

Nesrin hanımın evi bir önce değil bir sonraki binadır, ayrıca doğru bilinmesi gereken bir husus daha yalıların salon tarafları yani ön yüzleri boğaza bakar arka yüzleri ise ( yatak ve oturma odaları ) ise arka kısımdır arka kısımlarda karaya yani yola bakarlar ki bu yalı mimarisinin değişmezidir.

 



Bu haber 440 defa okunmuştur.
Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
DİĞER HABERLER