Nihal Arda “Çengelköyü ve Çengelköylüleri çok seviyorum”

Nihal Arda “Çengelköyü ve Çengelköylüleri çok seviyorum”

Tarih 28 Aralık 2017, 14:32 YazdırBu haberi yazdır

Çengelköy ün tanınmış sanatçısı Nihal Arda çalıştırdığı koro ile Validebağ huzur evinde yaşlıları ziyaret etti onlara güzel anlar yaşattı.

Nihal Arda “Çengelköyü ve Çengelköylüleri çok seviyorum”

Çengelköy ün tanınmış sanatçısı Nihal Arda çalıştırdığı Doğanay müzik korosu ile Validebağ huzur evinde yaşlıları ziyaret etti onlara güzel anlar yaşattı.

Nihal Arda ve koro ekibi saz arkadaşları beraber ve solo şarkılar seslendirdiler bazı huzurevi sakinlerinin de şarkılara katılması görülmeye değerdi. Bizde Çengelköy gazetesi olarak sevilen yazarımız ve aynı zamanda koro üyesi Hüseyin Tuna Can ile beraberce konsere katıldık.


Kimdir Nihal Arda dedik ve anlattıklarını sevgili okurlarımızla paylaşmak istedik acı tatlı bir dolu ömür geçiren Nihal hanım işte karşınızda ;

 

 

NİHAL ARDA

Çengelköy Kuleli'ye Ankara'dan 1967 yılında geldik. Ankara'da otururken, sıcak yaz ayların da tatilimizi geçirmek üzere, kuzenlerimle Havuzbaşı Yalıboyunda ki Ankara'dan koruya koşa koşa gelirdik. Ancak önceleri, Kuleli'den pek memnun kalmamıştık, bize burası köy gibi gelmişti. Giydiğimiz mini etekler, herkesin ağzındaydı, çok yadırganmıştık.


Oturduğumuz ev çıkmaz bir sokaktaydı. Ancak harika bir boğaz manzarasına sahipti. Adeta bir yalı dairesiydi. Hiç arkadaşımız da yoktu ve biz sürekli Ankara'dan "niye geldik "diye ağlardık. Sonraları çok hak verdiğim anneciğim de savunmaya geçer, "şu manzaraya karşı oturmak kaç kula nasip olur," derdi. O yaşlarda bize manzaradan çok daha fazla arkadaş ve arkadaşlık ortamı lazımdı. Bakkal Burhan'ın önüne erkekler sıralanır, şarap içerlerdi. Kuleli ıssız bir yerdi. Dolayısıyla eve geç kaldığımızda çok tedirgin olurduk. O yıl Kandilli Kız Lisesi'ne kayıt oldum. Komşumuz ve arkadaşımız rahmetli kuaför Metin'in kız kardeşi Nuran Akkaya benden bir kaç yaş büyüktü. Ama onunla çok iyi arkadaş olmuştuk. Daha sonraları yine okul arkadaşlarımız mekânı cennet olsun Necla ve şimdi Süheyla hoca can arkadaşlarım olmuştu. Artık bu harika manzara ve ortamın tadını çıkartmaya başlamıştım.

Efendim,ben bir Havacı Üstteğmenle henüz 15 yaşında tanışıp, 16 yaşıma yeni adım attığım günlerde erkenden evlendim. Eşimin görevi dolayısıyla Eskişehir'e gittim. Sekiz yıl çok zorlu bir evlilik dönemi geçirdim ve sonunda yıkılmış bir vaziyette baba evine geri döndüm. Bu evlilikten iki oğlum oldu, ancak ben her gün ağlıyordum. Böylesine bir durumun ilacının musîki olduğunu söyleyen teyzeme ailem kulak verip; beni Üsküdar Musîki Cemiyeti başkanı Emin Ongan'a kayıt ettirdiler.


Emin Ongan benim sesimi ve yorumumu çok beğenmişti. Böylelikle hayatımın ikinci perdesi başlamış oluyordu. Üsküdar Musîki Cemiyeti'ne giderken çok mutluydum. Dertlerimi yenmiştim ve manevî olarak çok güçlenmiştim. 1976 yılında Zeki Çetin kadrosu ile Yeniköy Yeniçeri Gazinosu'nda ilk sahnemi aldım. Daha sonra da Çakıl Gazinosu ve Hürriyet Kervanı geldi. Arkasından bir sene sonra da, Beylerbeyi Doğanay Gazinosu meslek hayatımın mihenk taşı oldu. Doğanay Gazinosu ve sahibi nurlarla yatsın İlhan Yenilmez ile birlikte tam altı yıl çok mutlu geçti ve gerektiği gibi de bitti.


Sanat hayatımda bütün büyük gazinoların kadrolarında, en büyük solistlerle sahne aldım. İkinci sınıf salonlarda assolistlik yaptım, benim kadromda birçok ünlüler yer aldı. 1981 Yılın da TRT İzmir Radyosunun sınavlarını kazanıp, istisnai (olağan dışı, özel) TRT sanatçısı oldum.

Daha sonra tiyatrocu Çetin Akcan ile evlendim, evliliğim sadece otuzüç gün sürdü. Artık yere sağlam basabildiğimden her şeyi geride bırakıp yeni bir Nihal Arda yaratmak için start verdim. Şimdi oturduğum Çengelköy'de ki evim tüm yaşantımın adeta mabedi oldu. Koştum koştum ve 1990 yılında artık yoruldum. Dediğim yıllarda da, Ankara'da tanıdığım canım, hayatımın anlamı olan, adam gibi adamın, eşim Hasan İncear evlendik.Ancak hayatta her şey bitmeye mahkum tam güzel bir aile oluşturmuştuk. Benim iki oğlum ve eşimin iki oğlu ile beraber çok güzel günler yaşadık, mutluluğumuz eşimin oğlu Tufan'ın vefatı dolayısiyle tepetaklak oldu. Eşimin işleri bozuldu ve zaten hasta olan kalbi daha fazla dayanamadı. Yoğun bakımlarda geçen günlerin ve gecelerin ardından iflas kapıya dayandı ve o beni bir Eylül akşamı terk edip gitti, vefat etmişti.


Şaşkındım çok şaşkın, 'ne yapacaktım?' diye her gün ağladım. Sonra durmanın hiç bir şeye faydası olmadığını anlayıp,tekrar sahnelere döndüm. On sene olduğunda evet yine Nihal Arda idim. Ama bu sefer üç koroya birden şeflik yapan "HOCA" ünvan' da eklenmişti ismimin başına. Rabbim başarılı olmam için bana vereceğini vermişti, şükürler olsun. Artık onu doğru kullanmak da bana kalmıştı. Ben de öyle yaptığıma inanıyorum.

Şimdiler de kardeşim Şafak ile kendi yağımızla kavruluyoruz, koroda ki arkadaşlarımla beni dinlemeye gelen konuklarımla mutluyum, seviyor, seviliyor, takdir ediliyorum. Hayattan daha ne beklentim olabilir ki?


İSTANBUL'UMU,ÇENGELKÖY'ÜMÜ VE EVİMİ HİÇ BİR ŞEYE DEĞİŞMEM. Üç torun sahibi bir babaanneyim. Ben bir ÇENGELKÖYLÜYÜM. MUTLUYUM VE SİZLERİ ÇOK SEVİYORUM SEVGİLİ ÇENGELKÖYLÜLER...

Bu haber 394 defa okunmuştur.
Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
DİĞER HABERLER